Günlük demem ne kadar doğru emin değilim. Benimki sanki biraz aylık gibi bilemiyorum. Bu sıra düşünmeye fazla vaktim oluyor ve zamanımı böyle ayrıntılara takılarak geçiriyorum. Fakat hiç de tavsiye etmiyorum, mümkün olduğunca yüzeysel yaşamak gerek sanırım. Böyle diyince aklıma pandemi sürecinde ortaya çıkan kendimce yüzeysel dediğim insan tipi geliyor. Maskeli balonun maskesiz katılımcıları.
Bir önceki günlük yazımda dışarı çıkmak istiyorum demiştim. Dışarı çıkmak, güneşte yanmak, deniz kokusunu içime çekmek istiyordum. 60 günden sonra cumaları da olsa dışarı çıkabilmeye başladım. Mutluyum. Memnunum. Durun, değilim. Çünkü biraz huysuz kedi karakterinde olduğumdan, tabii ki yine bir şeylerden rahatsız oldum. Ama haklıyım bu kez. Sudan sebep falan yaratmadım. Bu kez kızgınlığım maskeden sebep.
Dünyada pek çok ülkede olduğu gibi biz de kendi ülkemizde "kontrollü" şekilde normale dönmeye çalışıyoruz. Gerçi ne kadar normal tartışılır ama bundan başka zaman şikayet ederim. Bahsetmek istediğim kısım, kontrollü kısmı. En azından kendi ülkemiz için, dışarı çıkışlarda yürüme mesafesi kadar izin veriliyor.(Eh tabii maskeli olarak.) Bu yürüme mesafesi kime göre yürüme mesafesi? Daha önce bunu hiç düşünmemiştim ama bir arkadaşımla konuşurken aklıma takıldı. Arkadaşım "İyi de ben normalde arabayla 15 dakikada gittiğim şehir merkezine yürüyerek 30 dakikada gidersem bu benim için yine yürüme mesafesi olmaz mı?" demişti. Yani yürüyebildiğimiz her yer yürüme mesafesi olduğuna göre bu bize belirli biz uzaklık ya da yakınlık belirtmiyor. Biraz hinlik gibi gelse de haklı bir soru bu.Bildiğim kadarıyla bize kimse belirli bir sınırdan bahsetmedi. Hani "Şu kadar metre ya da kilometreden öteye gidemezsin." diyen bir kurala hiç rastlamadım. Bu belirsizliğin mutlaka başka insanlar da farkına varmış olmalı. Çünkü sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla, insanlar hiç de öyle akıllara ilk gelen yürüme mesafesinde durmuyorlar. Durmadıkları gibi bir de kalabalık gruplar halinde geziyorlar. "Sana ne kardeşim" diyenler olacaksa, olmasın. İşte bu belirsiz "kontrol" ve belirli "yüzeysellik" yüzünden süreç uzuyor. Risk grubundaki pek çok insan daha da tehlikeli durumlara düşüyor.
Bir başka yüzeysel bulduğum şey de maskesizlik. Fakat belirtmek isterim kastım maskeye ulaşamayanlardan değil. İnsanlık hali bir durumdan ötürü maskesini almadan çıkanlara da yüzeysel demek istemiyorum. Ama maskeyle çıkıp sonra onu elinde sallaya sallaya gezecek olan varsa orada bir dursun. Daha dün yürüyüş yaparken gördüm. İki arkadaş yan yana mesafesiz yürüyor. Tamam bu da bir intihar yöntemi, size karışamam. Birinin maskesi takılı en azından. Öbürü elindeki maskesini sallayarak umursamazca geziyor. Kızdım içimden. Hatırladıkça da kızıyorum. Birilerinin alamadığı maskeyi elde edip de onu elinde sallamak buna sebep. Kendini biraz olsun korumamak bir sebep. Yine de kızmayacağım bu da bir intihar yöntemi belki. Fakat ya bu kişi hastaysa ve bilmiyorsa? Konuştuğu her an etraftaki herkes için tehlike ve işte asıl sebep bu. Bu yüzeyselliktir. Bütün herkesi hasta etmektir. Abartı gelebilir ama kelebek etkisi düşünüldüğünde gayet de mümkündür.
Az önce bahsettiğim hinlik için yüzeysel değil diye düşünülebilir. İlk bakışta evet, üzerine düşünülmedikçe akla gelmez. Buyurun bir de şuradan bakalım:
Kendi keyfimiz için hinlik yapıp da "kendi" yürüme mesafemizde bir yerlere gidersek -yine kelebek etkisiyle- herkesi hasta etmiş olmayacak mıyız? İşte o hinliği düşünenler bunu düşünmediği veyahut umursamadığı için yüzeyseldir.
Yerimde Turgut Özben olsa şöyle derdi muhtemelen:
-Yüzeyselsiniz, daha da beter olun!
(Üstteki fotoğrafı cuma günü yürüyüş yaparken çektim. Sanırım güneş de beni özlemiş, kamerama gülümsedi.)
Bir önceki günlük yazımda dışarı çıkmak istiyorum demiştim. Dışarı çıkmak, güneşte yanmak, deniz kokusunu içime çekmek istiyordum. 60 günden sonra cumaları da olsa dışarı çıkabilmeye başladım. Mutluyum. Memnunum. Durun, değilim. Çünkü biraz huysuz kedi karakterinde olduğumdan, tabii ki yine bir şeylerden rahatsız oldum. Ama haklıyım bu kez. Sudan sebep falan yaratmadım. Bu kez kızgınlığım maskeden sebep.
Dünyada pek çok ülkede olduğu gibi biz de kendi ülkemizde "kontrollü" şekilde normale dönmeye çalışıyoruz. Gerçi ne kadar normal tartışılır ama bundan başka zaman şikayet ederim. Bahsetmek istediğim kısım, kontrollü kısmı. En azından kendi ülkemiz için, dışarı çıkışlarda yürüme mesafesi kadar izin veriliyor.(Eh tabii maskeli olarak.) Bu yürüme mesafesi kime göre yürüme mesafesi? Daha önce bunu hiç düşünmemiştim ama bir arkadaşımla konuşurken aklıma takıldı. Arkadaşım "İyi de ben normalde arabayla 15 dakikada gittiğim şehir merkezine yürüyerek 30 dakikada gidersem bu benim için yine yürüme mesafesi olmaz mı?" demişti. Yani yürüyebildiğimiz her yer yürüme mesafesi olduğuna göre bu bize belirli biz uzaklık ya da yakınlık belirtmiyor. Biraz hinlik gibi gelse de haklı bir soru bu.Bildiğim kadarıyla bize kimse belirli bir sınırdan bahsetmedi. Hani "Şu kadar metre ya da kilometreden öteye gidemezsin." diyen bir kurala hiç rastlamadım. Bu belirsizliğin mutlaka başka insanlar da farkına varmış olmalı. Çünkü sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla, insanlar hiç de öyle akıllara ilk gelen yürüme mesafesinde durmuyorlar. Durmadıkları gibi bir de kalabalık gruplar halinde geziyorlar. "Sana ne kardeşim" diyenler olacaksa, olmasın. İşte bu belirsiz "kontrol" ve belirli "yüzeysellik" yüzünden süreç uzuyor. Risk grubundaki pek çok insan daha da tehlikeli durumlara düşüyor.
Bir başka yüzeysel bulduğum şey de maskesizlik. Fakat belirtmek isterim kastım maskeye ulaşamayanlardan değil. İnsanlık hali bir durumdan ötürü maskesini almadan çıkanlara da yüzeysel demek istemiyorum. Ama maskeyle çıkıp sonra onu elinde sallaya sallaya gezecek olan varsa orada bir dursun. Daha dün yürüyüş yaparken gördüm. İki arkadaş yan yana mesafesiz yürüyor. Tamam bu da bir intihar yöntemi, size karışamam. Birinin maskesi takılı en azından. Öbürü elindeki maskesini sallayarak umursamazca geziyor. Kızdım içimden. Hatırladıkça da kızıyorum. Birilerinin alamadığı maskeyi elde edip de onu elinde sallamak buna sebep. Kendini biraz olsun korumamak bir sebep. Yine de kızmayacağım bu da bir intihar yöntemi belki. Fakat ya bu kişi hastaysa ve bilmiyorsa? Konuştuğu her an etraftaki herkes için tehlike ve işte asıl sebep bu. Bu yüzeyselliktir. Bütün herkesi hasta etmektir. Abartı gelebilir ama kelebek etkisi düşünüldüğünde gayet de mümkündür.
Az önce bahsettiğim hinlik için yüzeysel değil diye düşünülebilir. İlk bakışta evet, üzerine düşünülmedikçe akla gelmez. Buyurun bir de şuradan bakalım:
Kendi keyfimiz için hinlik yapıp da "kendi" yürüme mesafemizde bir yerlere gidersek -yine kelebek etkisiyle- herkesi hasta etmiş olmayacak mıyız? İşte o hinliği düşünenler bunu düşünmediği veyahut umursamadığı için yüzeyseldir.
Yerimde Turgut Özben olsa şöyle derdi muhtemelen:
-Yüzeyselsiniz, daha da beter olun!
(Üstteki fotoğrafı cuma günü yürüyüş yaparken çektim. Sanırım güneş de beni özlemiş, kamerama gülümsedi.)
Rana Elif Taze
30520
-Tüh yayınlayana kadar saat on ikiyi geçti.

Yaşadığımız günlük olayları güzel yansıtmışsın .Yapılan yanlışlıklara dikkat çekmen açısından başarılı bir yazı olmuş.Kalemine emeğine sağlık yavrucum.
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilYine hislerimize aracı olmuş cümlelerle dolu bu yazı için tebrikleri kızım,heyecanla yenilerini okumayı bekliyoruz
YanıtlaSil